Part time scientist, full time artist

Only me, with more style.

Sizi bilmem ama ben…

  • Basketbol terimleri 
  • Basketbol kuralları
  • Almanca formlar
  • Çamaşır deterjanı çeşitleri
  • Kumaş türleri
  • Coğrafi terimler
  • Bitki, ağaç türleri

karşısında çok çaresizim.

Hobi konusunda bi türlü dikiş tutturamamış olmam beni üzüyor.

Neler denemedim ki…Tweet olarak atacaktım aslında ama o kadar çoklar ki tweet ruhuna aykırı olacaktı. İşte başarısız hobi edinme denemelerimden aklıma gelen birkaçı:

  • Üniversite 1x2’de Latin dansları kursuna yazılıp para verdim diye 4-5 derse gittim. Partnerim çok fena olduğu için katlanamayıp bıraktım. 
     
  • Doğa Sporları Kulübü’ne üye oldum, tanışma toplantıları da dahil hiç bir etkinliklerine gitmedim. 
     
  • Geçtiğimiz sonbaharda tango kursuna yazıldım. Tango izlemeye bayılırım. Tango müziklerinin hastasıyım. Carlos Gardel’den Gotan Project’e kadar yok klasikmiş, yok tango nuevoymuş, aman neo-tangoymuş kötüymüş kakaymış demeden, tarz da pek ayırt etmeden dinlerim. Babyface Chris O’Donnell’lı, efsane Al Pacino’lu Scent of a Woman filminin tango sahnesini izleyen bir kuşak da benim gibidir kanımca. Ne var ki soğuk insanım, yakın temas olayına uyuzum. Kursa yazılırken de kafam iyiydi zaten. 3-4 dersten sonra onu da bıraktım. Bence tango sevdicekle yapılmalı. Sevdicek öğretsin hatta. 
     
  • Yine üniversite, bu sefer 1x1. O dönemdeki yavuklum ve onun daha yakın arkadaşı olan ortak arkadaşlarla grup kurduk. Ya da onlar grup kurdu, ben eş durumundan dahil mi oldum artık hatırlamıyorum detaylarını; ben vokalist oldum. Ben vokalist oldum. Komik dimi? Bence de. Sesimi kötü bulmuyorum ama sosyal fobinin dibine vurmuşken nasıl cesaret etmişim; daha da önemlisi onlar hangi kafayla beni gruba almışlar bilemiyorum. Zaten sonra grup dağıldı. Daha doğrusu önce beni attılar gruptan, sonra hakikaten kendi dışında başkaları da dinlerken şarkı söyleyebilen bir adamı koydular. 2-3 kere sahneye çıkıp dağıldılar. O dönemden geriye kalanlar: Zombie, Kryptonite ve Poor Misguided Fool alerjisi.
     
  • Elektrogitar çalmaya çalışmışlığım var. Bir üst maddede bahsettiğim özenti freshman dönemlerime denk gelir. Şarkı akorları mı indirmedik, amfimiz olmadığından gitarı bilgisayarlara mı bağlamadık…Nothing Else Matters çalmaya çalıştım mı hatırlamıyorum, kesin yapmışımdır. Parmaklarım minik, teller çok sert, gitar dandik ve de akorları bozuk diyerek bıraktım. Özgürlüğüm bidir.
     
  • Şebnem Ferah’ın basçısına özenip bas çalmaya da kalktım ama neyse ki çok kısa süren bir hevesti, kimse elektrogitar denememde olduğu gibi acı çekmedi. Günlerce enstrüman satan dükkanları gezdim, uygun bir gitar bulamadım. “Neyse yeeaa para biriktirir alırım seneye” dedim. Almadım. 
     
  • Spor salonuna yazıldık, ailecek. Yüzecektim güya. Her gün olmaz ama haftada 2-3 giderim diyordum. Yazıldığımız ilk hafta gittik. 2. hafta da gittik. 3. hafta gitmedik. Sonra 3 ayda bir gitti annemler. Ben arada yalnız gittim gerçi, havuz soğuk diye mızmızlanıp saunada, fin hamamında oturdum yarımşar saat. Sonra hava çok soğuk, saçlarım kurumuyor diye bahane uydurdum, kendimi de çok rahat inandırdım. İçsesimle çok iyi anlaşıyoruz zaten. Birbirimizi hep destekleriz. 
     
  • 8. sınıftaydım. Resim dersi hocası sanat akımlarıyla ilgili bir ödev verdi. Herkes kendisine düşen akımla ilgili bir dönem ödevi hazırlayacak, o akımın öncüsü kabul edilen bir sanatçının resmini de yeniden yorumlayacaktı. “Sadece renkleri bile değiştirebilirsiniz” demişti hoca. LGS vardı o zamanlar, millet harıl harıl test kitapları bitiriyor. Resim dersi diye de kimsenin salladığı ettiği yok. Benim dedem hastaydı o dönemde, akciğer kanseri. Tedavisi için Ankara’ya gelmişti. Evde müthiş bir curcuna vardı ve ben haliyle her şeyi boşvermiştim. Kafa dağıtmak için güzel fırsattı o ödev, çok ciddiye aldım ben de. Neyse, bana kübizm düştü. E Pablo Picasso yapacaktım tabi. Tam da hatırlamıyorum ama sanırım şu resimdi:  http://galeri.uludagsozluk.com/r/picasso-176073/. Resmimi hoca çok beğendi, sergiye filan koydu. Gururlandım tabi, benim de bir “yeteneğim” olacaktı sonunda, ben de kimliğime bir özellik daha ekleyebilecektim. Araya LGS, dedemin vefatı, liseye başlama telaşı vs girince hayaller biraz ertelendi. Üniversitede tekrar gaza gelip tuval, boya, boy boy fırça aldım. Hiçbirini açmak nasip olmadı. Hep bir ilham gelsin diye bekledim yıllarca ama o ilham bir türlü gelmedi. O tuval hiç açılmadı. Çocuğuma saklıyorum. En kötü ihtimalle çeyizine koyarım. 


Çok uzattığımın farkındayım. Ben de madde madde yazıp 3-5 satırla bitireceğimi zannediyordum; ama bir yerde fren patlayıverdi. Velhasıl, onca denemeden sonra sıkılmadığın ne kaldı diye sorarsanız:

  1. Fotoğrafçılık
  2. Koleksiyonculuk (Buna başka bir yazıda değineceğim)
  3. Moda
  4. Arada bir yazarım, çizerim. 3 ay sonra okuduğumda beğenmez yırtıp atarım genelde; ama kendimden bile koruduğum birkaç satır hala var.

A.W.E.S.O.M.E.

Walk Off The Earth - Somebody That I Used To Know Parody :) 

Cuteness overloaded!

Cuteness overloaded!

(Source: goshdarncute, via fuck-yeah-josh-dallas)

Hurt - Johnny Cash

Şu hayatta en sevdiğim şarkılardandır. 
P.S. Audio olarak koyacaktım ama Spotify çalışmıyor, Soundcloud’da ise dandik coverlar var.

1 month ago

Yaşıyor taklidi yapıyorum. İşte bu kadar basit bir özetim var. 

Ben bu ceketi de, Lily Allen’ı da yerim!
peacelovechanel:

Lily Allen for the Chanel “Little Black Jacket” Exhibition 

Ben bu ceketi de, Lily Allen’ı da yerim!

peacelovechanel:

Lily Allen for the Chanel “Little Black Jacket” Exhibition 

Oscar Wilde’dan Arak Şiir Yazdım (and I liked it)

Herkes öldürür mü sevdiğini, bilemem;

Ama herkes aldatır sevdiğini, öyle ya da böyle. 

Kimi teniyle aldatır,

Kimi kalbiyle.

Kalp dediğin de akıl değil midir en nihayetinde?

Bazen bir yalan söyler dudaklar,

Bazen bin.

Ama herkes aldatır sevdiğini, öyle ya da böyle

Kimi kendi mutluluğunu feda ederken sevdiği için,

Kimi “sevdiğini” feda eder kendi mutluluğuna.

Ve ikinci oyun, hep ilkinden daha çok oynanmıştır

Bencildir çünkü insan özünde

İşte tam da bu nedenle aldatır.

Herkes aldatır sevdiğini, öyle ya da böyle

Bir hülyalı bakış da aracı olabilir buna, 

Bir cezbedici gülüş de.

Bazen sadece aldatmak için aldatır insan

Aşağılık varlığı, bahaneye ihtiyaç duymaz.

Şimdi düşündüm de,

Her aldatma, aldatılan için bir defa değil

Nefes aldığı her an tekrar tekrar ölmek değil midir?

Haklısın Wilde,

Herkes öldürür sevdiğini 

Kimse Charles Thomas Wooldridge kadar cesur değildir sadece.


A Composer’s Journey Through Middle-earth

Want Students to Succeed? Let Them Fail


Sending students the message that struggling is a crucial part of learning helps them excel.

2 months ago